57-İşletmelerde bilgi akışı nasıldır?

İşletmelerde bilgi akımı deyince, maddi ve nakit akımının işletmecilik ilkelerine en uygun biçimde gerçekleştirilmesi amacıyla, bilgi toplanması, toplanan bilgilerin işlenip değerlendirilmesi ve buna dayanarak karar alınmasını anlıyoruz Böylece işletme yönetiminde optimizasyon amaçlanır.Bilgi akımının aşamaları:
-Bilgi toplama,
-Bilgi işleme,
-Bilgi değerlendirme(rapor ve planların hazırlanması),
-Karar,
-Kontrol.
Bilgi akımının ilk aşaması olan bilgi toplama, işletme içi ve dışı gerekli duyulan bilgilerin toplanması için yapılması gerekli tüm faaliyetlerdir.İşletme içi bilgiler, işletmenin ekonomik, mali ve teknik durumuna ilişkin bilgilerdir.Personel arası hiyerarşi ve aralarındaki bilgi alışverişi de bu tanım içine girer.İşletme dışı bilgilerin en önemlisi, işletmenin yurt içi ve dışı mevcut ve potansiyel satış piyasalarına ilişkin bilgilerdir.Ayrıca tedarik piyasalarına ilişkin bilgilerde işletme tarafından bilinmesi gerekenlerdir.
Bilgi akımının ikinci aşaması olan bilgi işleme ise toplanan ham bilgilerin işlenerek işletme amacı doğrultusunda yararlı hale getirilmesidir.
Üçüncü aşama olan bilgi değerlendirme, işlenen bilgilerin problemlerin çözümü doğrultusunda bilgi alternatiflerinin belirlenmesi aşamasıdır.
Karar aşaması ise problemin çözümü için geçerli olduğu düşünülen alternatif için karar verilmesidir.Kara verirken ve kararın uygulama aşamasında az ya da çok belirsizlik her zaman olacağı için burada yöneticilik işlevi ön plana çıkmaktadır.Çünkü burada belirsizlik, risk ve sorumluluk vardır.
Kontrol aşamasında ise yapılan şunlardır.Karar aşamasında gerçekleştirilen fiili sonuçlar büyüklükleriyle tespit edilir.Sonuçlar değerlendirilir ve sonuçlandırılır.Bu sonuçlar bilgi akımın başlangıcını oluşturan bilgi toplama aşamasına aktarılır.Böylece dinamik süreç devam eder(müftüoğlu, 1994, Sayfa:45,46,47,48,49,50).

58-Rasyonellik nedir?

Akla uygun, akılcı anlamına gelen Fransızca “rationnel” kelimesinden dilimize geçmiştir.İktisatta, en az külfete katlanarak en iyi sonucun elde edilmesine yönelik davranışlardır.Buna göre tüketicinin belirli bir gelirle olabilecek n yüksek faydayı elde etmesi ya da üreticinin belirli bir miktar üretimi en düşük maliyetle gerçekleştirmesine yönelik davranışlardır(seyidoğlu, 1999, Sayfa:495).

59-Verimlilik nedir?
Emek, sermaye veya toprak gibi üretimde kullanılan bir birim girdi başına üretilen mal veya hizmet miktarını ifade eder(seyidoğlu, 1999, sayfa:670).Verimlilik=çıktı / girdi şeklinde de tanımlanabilir (müftüoğlu, 1994, sayfa:276).

60-İktisadilik nedir?
İnsanlar akılcı davranarak eldeki tatmin araçlarından en yüksek faydayı sağlamayı ve ihtiyaçlarını en az tatmin aracı kullanarak (en az masrafla ) gidermek isterler. Buna iktisadilik ilkesi denir(Erdoğan, 2000, Sayfa:12)

61-Karlılık nedir?
İşletmenin elde ettiği toplam gelirlerden sarfettiği toplam giderlerin çıkarılmasıyla meydana gelen olumlu farka kar denir.Karlılık ise işe yatırılan sermayeye bakılarak belirlenebilen bir durumdur.Yani bir işletmenin elde ettiği karın doyurucu, yeterli ve ölçülü olup olmadığı konusundaki değerlendirmedir.Karlılık değerlendirmesini yaparken şu hususlar dikkate alınır:
-Genel ekonomik yapıdaki gelişmeler ve dalgalanmalar,
-Aynı sanayi dalında çalışan benzer işletmelerin kar oranları,
-İşletmenin kar hedefleri ve geçmiş yıl kar oranları,
-Başka alanlarda kullanıldığı zaman, sermayenin sağlayacağı gelir(Dinçer, 1997, Sayfa:46,47)
62-Üretkenlik nedir?
İşletmelerin tüm olanaklarını kullanarak gerçekleştirecekleri üretim miktarıdır(Akdemir, 2001,Sayfa:88)

63-Etkenlik nedir?
Bir sonuç doğurabilme , bir iş yapabilme özelliğine sahip olan faktör(seyidoğlu, 1999, Sayfa:168)

64-Etkililik nedir?
Planlanan sonuçlarla fiili sonuçların birbirine oranlanmasıyla elde edilir.
Etkililik=Fiili sonuçlar/planlanan sonuçlar(Akdemir, 2001,Sayfa:87)

65-Etkinlik nedir?
İşletmenin amaçlarını gerçekleştirebilmek için kaynaklarını, sinerjik güçlerini değerlendirerek, çevre ile ilişkileri dikkate alıp, örgütün yapısını buna göre biçimlendirmeyi ifade etmektedir.Yapılan faaliyetlerin sonucunda istenilenin elde edilmesidir(Dinçer, 1997, Sayfa:54)

66-Risk nedir?İşletmenin içinden ve dışından kaynaklanan risk nedenleri nelerdir?
Genel olarak bir faaliyetin içerdiği belirsizlik veya zarar olasılığına risk denir.
İşletme dışı nedenlerden kaynaklanan riskler:
Fiyat dalgalanmaları,
Kur değişmeleri,
Talep kaymaları,
Sektördeki diğer firmaların agresif davranışları,
Hammadde ve malzeme sağlamadaki olanaksızlıklar(seyidoğlu, 1999, Sayfa:505)
İşletme içi riskler ise:
İstihdam yönünden personel ve yönetici problemleri,
Karar vericilerin almış olduğu hatalı kararlar olasılığı,
Yeterli sermaye girişinin sağlanamaması sonucu üretim riski.

67-İşletmeler niçin birleşirler?
Önem derecelerine göre aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilirler:
A-En önemli neden:
1-Daha hızlı büyüme
B-Orta dereceli önemli nedenler:
2-Çeşitlendirme (Diversifikasyon) yoluyla risk dağıtma,
3-Ürün programını geliştirme ve genişletme,
4-Hisse senedinin piyasa değerini yükseltme,
5-Pazar payının arttırma,
6-Ölçek ekonomilerinden yararlanma,
C-Az önemli nedenler:
7-Coğrafi olarak genişleme,
8-Teknik bilgi ve uzmanlığın(know how) satın alınması,
9-Mevsimsel ve dönemsel satış dalgalanmalarının dengelenmesi,
10-İşletmenin güç ve prestijini arttırma,
11-İşletmenin atıl fonlarını değerlendirme,
12-Yetenekli ve uzman yöneticilere sahip olma,
13-Vergi avantajlarından yararlanma,
14-İşletmenin dağıtım kanalları ve raz üzerindeki denetimin arttırma,
15-İleride olabilecek bir satın almaya karşı işletmeyi koruma(Müftüoğlu, 1994, Sayfa:484, 485)

68-Yasal birleşme türlerini sıralayınız?
*Konsern:Tipik bir tekelleşme olarak kabul edilir. Bir çok ülkede yasaklanmıştır.
*Holding:Ortak bir grup politikası oluşturan şirketlerin tam birleşmesine gerek kalmadan, oy çoğunluğu sağlayacak ölçüde bu şirketlerin pay senetlerini elinde bulunduran şirkettir.Konsern ve tröstlerin yasaklanmasından sonra hızla yaygınlaşmıştır.
*Merger:Yaklaşık aynı büyüklükteki şirketlerin birleşmesini ifade eder.İşletmelerin biri hukuki ve ekonomik kişiliğini devam ettirirken diğeri veya diğerleri bu özelliğini kaybeder.
*Akuisyon:Genellikle farklı büyüklükteki işletmeler arasındaki birleşmelerdir.Bu birleşmelerde işletmelerden biri diğerinin aktiflerinin tamamını veya bir kısmını satın alır.
*Konsorsiyum:İki veya daha fazla eşit büyüklükteki işletmenin, zaman ve kapsam olarak tarif edilmiş bir iş için yazılı bir metin üzerinde anlaşarak birleşmeleri ve iş bitince ayrılmalarıdır.
*Kişisel sözlü anlaşmalar(gentelmen’s agreements):Karşılıklı güvene dayanan, yazılı olmayan bir anlaşma türüdür.Genellikle rekabeti ortadan kaldırmaya dönük, denetimi zor bir işbirliği türüdür.(yasal olmayan bir türdür.)(müftüoğlu, 1994, Sayfa:478, 479, 480,481, 482)
*Kartel:Aşağıda açıklandığı için burada açıklanmamıştır.

69-Kartel ve tröstü açıklayınız.

Kartel:Yasal ve ekonomik yönden bağımsız olan, aynı üretim veya ticaret anlaşmasında, faaliyete bulunan işletmelerin aralarında yaptıkları sözleşmeye dayanarak kurdukları bir işbirliğidir.Yapılan sözleşme metninde yer alan hükümlere göre farklı kartel çeşitleri gerçekleştirilebilir.Kartelleşmede piyasalardaki rekabeti ortadan kaldırarak tekelleşmeye gitme amacı güdülebileceği gibi; tamamen ekonomik düşüncelerle, tek tek işletmelerin etkinliğini artırmaya dönük bir işbirliği de amaçlanabilir.Fakat kamuoyu daha çok birinci amaç yönünde bilir kartelleşmeyi.Kartelleşmelerin aynı üretim ve ticaret aşamasında faaliyet gösteren işletmeler arasında gerçekleştirilen yatay bir işbirliği olması bu inancı güçlendirir.Karteller fiyat kartelleri, miktar kartelleri, bölge kartelleri gibi önemli kartel tiplerinin yanında normlaştırma ve tipleştirme karteli, enformasyon karteli gibi çeşitli tipleri de vardır(müftüoğlu, 1994, Sayfa:480,481,482).

Tröst:

Firmaların tek bir çatı altında birleşmesi durumudur.Kartellere benzetilebilir.Fakat birleşen firmaların tüzel kişiliklerinin sona ermesi ve karteller gibi geçici olmamaları onları kartellerden ayırır.Piyasayı denetim altına alan dev kuruluşlardır.Birleşmeler dikey ve yatay yönlü olabilir.Holdinglerde tröstleşmeye örnektir.Tröstler piyasayı denetim altına alan ve serbest rekabeti kısıtlayan kuruluşlar oldukları için, çoğu ülkelerde tüketiciyi sömürücü kuruluşlar olarak düşünülmüş ve yasaklanmıştır(Seyidoğlu, 1999, Sayfa:615,616)