Ekonomi,Borsa,İşletme,İktisat,Açıköğretim,Muhasebe,Sigorta
Türkçe Makaleler
Kredi kartlarına şikayet yağıyor
30 Mar
BDDK Yıllık Faaliyet Raporu 2009 yayımlandı. Rapor, genel bilgiler, kurumun yıllık faaliyetleri, mali bilgiler ve kapasitenin değerlendirilmesi olmak üzere dört bölümden oluştu.
Raporda, kurulun 2009′da 54 toplantı gerçekleştirdiği ve toplam 507 adet karar alındığı belirtildi. Kurul kararlarının konularına göre dağılımına bakıldığında, yaptırım uygulanmasına ilişkin kararların yüzde 43,2 oranı ile ilk sırada, izin işlemlerinin yüzde 16,8 oranıyla ikinci sırada, kurumun idari, mali ve personel işlemlerine ilişkin kararların yüzde 12,8 oranıyla üçüncü sırada yer aldığı kaydedildi.
Denetim faaliyetlerinin 2009′da 13 adet denetim grubu aracılığı ile yürütüldüğü ifade edilen raporda, şöyle denildi:
“Denetimler sonucunda; mevzuat, mali analiz, ihbar ve şikayet, risk değerlendirme ve diğer konularda toplam 411 adet rapor düzenlenmiştir. Söz konusu raporların 30 adedi banka dışı finansal kuruluşlara ve 46 adedi şube denetimlerine ilişkin raporlardan oluşmaktadır. Ayrıca, 2009 yılı içerisinde 6 adet yurtdışı inceleme raporu düzenlenmiş, yetki başvurusunda bulunan 6 derecelendirme kuruluşunun olarak yeterliliğini incelenmiş, inceleme neticesinde 5′inin raporu tamamlanarak ilgili birimlere gönderilmiştir. Bir bağımsız derecelendirme kuruluşunun başvurusunun incelenmesi halen devam etmektedir.”
“ŞİKAYET DİLEKÇELERİNDE EN YOĞUN BAŞVURU KREDİ KARTLARINDA”
Raporda, 5411 sayılı Kanun kapsamına giren kuruluşlar ve konular hakkında ulaşan şikayet ve ihbarlar ile Kanun kapsamına giren kuruluşlarla üçüncü kişiler arasında özel hukuk ilişkileri dışında doğabilecek uyuşmazlıkların giderilmesine yönelik kuruma ulaşan 6 bin 329 adet talep ve şikayet hakkında işlem yapıldığı kaydedildi.
Raporda, Kuruma iletilen şikayet dilekçeleri konu bazında değerlendirildiğinde, yoğun başvurunun kredi kartları konusunda olduğunun görüldüğü belirtildi. Şikayetlere konu hususların 5411 sayılı Kanun ile 5464 sayılı Kanunun amir hükümlerini ihlal etmediği sürece, uyuşmazlıklara Kurum tarafından müdahale edilmediği hatırlatıldı.
Kredi kartlarına ilişkin şikayetlerin dağılımında, ilk 5 sırada “borcun yeniden yapılandırılması, kredi kartı ücret ve komisyonlar, müşteriden habersiz kart tanzimi, kredi kartının bankaca iptal edilmemesi, sigorta sorunları” yer aldı.
İDARİ PARA CEZALARI
Rapora göre, 2009′da yerinde denetim ve uzaktan gözetim sonuçları ile ihbar ve şikayetlerin değerlendirilmesi sonucunda muhtelif bankalarla ilgili olarak sorumlulukları tespit edilen kişiler hakkında toplam 16 suç duyurusunda bulunuldu, 29 kişinin bankalarda imza yetkisi geçici olarak kaldırıldı, bunlardan 6′sının imza yetkisi daha sonra iade edildi. Muhtelif faktoring şirketlerinde usulsüzlükleri tespit edilenler ile izinsiz faktoring işlemlerinde sorumlulukları tespit edilen kişiler hakkında toplam 18 suç duyurusunda bulunuldu.
Bu arada, Kurumun 2009 yılında toplam 228 adet idari para cezası uyguladığı ifade edildi. Kuruluş ve yetkilendirme işlemlerine de değinilen raporda, verilen, iptal edilen ve değerlendirilen izin ve yetkilendirme talepleri anlatıldı.
Bu arada, 2009′da 3 bankaya yurt dışında iştirak edinimi, 2 bankaya yurt dışında şube açma ve 3 bankaya yurt dışında temsilcilik açma izni verildiği kaydedilen raporda, söz konusu yılda yurt dışında kurulu 2 bankanın Türkiye’de temsilcilik açma talebinin görüldüğü, 9 yabancı banka temsilciliğinin ise faaliyetlerine son verdiği belirtildi.
İSTANBUL‘DA TOKİ’DEN ALINAN ARSAYA 73 MİLYON LİRA VERİLDİ
Bilanço bölümünde ise 2009 sonu itibarıyla hazır değerler kapsamında yer alan 77,357 milyon liranın hemen hemen tamamının banka hesaplarından oluştuğu, 0,4 milyon lira tutarındaki ticari alacaklar kaleminin ise katılma payından doğan alacakları gösterdiği ifade edildi.
Raporda, Kurumun 76 milyon lira kısa vadeli borcunun 73 milyon lirasının İstanbul‘da TOKİ’den alınan arsa bedelinden doğan ve Şubat/2010′a kadar ödenecek borcu olduğu da belirtildi.
STRATEJİLER VE POLİTİKALAR
2009′da strateji ve politikalar alanında yürütülen faaliyetlerin başında BDDK Stratejik Planı (2010-2012) hazırlık çalışmalarının geldiğine işaret edilen raporda, “Kurum ve sektörün ihtiyaçları, piyasadaki paydaşların görüş ve önerileri, uluslararası en iyi uygulamalar ve muadil otoritelerin tecrübeleri ışığında şekillendirilen Plan Taslağı, Kurumun tüm hizmet birimlerinin temsilcilerinden oluşan bir teknik çalışma grubunun ve Kurum hizmet birimlerinin görüş ve önerileri doğrultusunda gözden geçirilmiş ve nihai aşamaya gelinmiştir” denildi.
Raporda, strateji ve politikalar alanında 2010′da BDDK Stratejik Planının tüm unsurlarıyla uygulamaya konulması, 2011 yılında gerçekleştirilmesi planlanan İkinci Finansal Sektör Değerlendirme Programına (FSAP-) yönelik hazırlık çalışmalarının yürütülmesi ve Finansal Sektör Komisyonu faaliyetlerinin etkinliğinin artırılmasının öngörüldüğünün altı çizildi.
Kurumun stratejik ve proaktif yönetim anlayışının, 2009′da yaşanan küresel ekonomik dalgalanmanın ve Türkiye ekonomisi üzerine yansımalarının, bankacılık sistemi ve finans sektörü üzerindeki olumsuz sonuçlarının kısıtlı kalmasında etkili olduğu ifade edilen raporda, şu değerlendirmelerde bulunuldu:
“Aynı zamanda BDDK’nın kurumsal kapasitesi de önemli bir sınamadan başarıyla geçmiştir. 2009 yılında, ekonomik gelişmelere rağmen ortaya konulan sektörel güç, BDDK’ya kurumsal güvenilirlik ve saygınlık anlamında büyük katkı sağlamıştır. Ulaşılan bu noktanın kurumsal açıdan temel itici gücünü, bağımsızlık, teşkilat yapısı, insan gücü ve teknoloji oluşturmaktadır.
Kurumsal kabiliyet ve kapasite bakımından mevcut bu üstünlüklere karşılık, küresel ekonomik koşulların yarattığı zorluklar ve Türkiye ekonomisine etkileri önemini korumuştur. Küresel ekonomik dalgalanmaların önlenebilmesi ve yönetilmesi açısından geliştirilmeye çalışılan yeni düzenleme yaklaşımları ise, küresel ekonomide önemli bir aktör olan Türkiye için de yeni güçlükler anlamına gelmektedir. BDDK açısından temel bir diğer güçlük ise İstanbul Finans Merkezi Projesi kapsamında oluşan idari ve operasyonel sorunlardır. Bir üstünlük noktası olan bağımsızlığın yerleştirilmesinde karşılaşılan güçlükler kurumsal kabiliyet ve kapasiteyi kısıtlamaktadır.”
Esnafın borcuna taksit müjdesi
30 Mar
SGK Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, kuruma borçlu, eski adıyla Bağ-Kur’lu (4-B statüsünde) sigortalı sayısının 3 239 bin kişi olduğu, bu sigortalılardan 962 bininin hiç borcunun bulunmadığı, 1 milyon 54 bininin ise 2 bin TL’nin altında olmak üzere az miktarda borcu olduğu bildirildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Geriye kalan 1 milyon 223 bin sigortalımız içerisinde 2006 yılında 5458 sayılı kanunla ve 2008 yılında 5763 ve 5797 sayılı kanunlarla getirilen borç yapılandırmaları etmekte olan sigortalılar vardır. Ayrıca 5510 sayılı kanunla getirilen imkanla, 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla 5 yılın üzerinde borcu olup, borç olan döneme ilişkin sigortalılıkların durdurulması yönünde sosyal güvenlik il/merkez müdürlüklerimizde işlem yapılan sigortalılar da bulunmaktadır.
Bu sigortalılarımızın borç yapılandırmaları devam ettiğinden ve 5 yılın üzerinde borcu bulunanlara ilişkin 5510 sayılı kanunla getirilen düzenleme dolayısıyla herhangi işlem yapılması söz konusu değildir.”
YENİ ÇALIŞMA BAŞLATILDI
SGK açıklamasında, borç yapılandırması olmayan veya 5 yıldan az borcu olan sigortalılar yönünden de bu borçların 36 aya kadar tecil ve taksitlendirilebilmesine sağlanması yönünde daha öncesinde olmayan çalışma yapıldığı kaydedildi.
Açıklamada, “Ayrıca bu durumdaki sigortalılarımıza borçlarının süresi ve miktarı ile bu borçlarını 36 aya kadar taksitler halinde ödeyebilecekleri konusunda bilgilendirme amacıyla yazılar gönderilmesi için çalışma yapılmaktadır” denildi.
Açık Öğretim Tarihçesi
30 Mar
Açık Öğretim Lisesi 1992 yılında kurulan uzaktan öğretim teknolojilerini kullanarak lise öğrenimi veren ve bu hizmeti merkezi sistemle yürüten, Film Radyo ve Televizyonla Eğitim Başkanlığı bünyesinde kurulmuştur. Film Radyo ve televizyonla Eğitim başkanlığı ile Bilgisayar Eğitimi ve Hizmetleri Genel Müdürlüğü 03.04.1998 tarih ve 4359 sayılı kanunla hizmetlerini Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü adı altında toplamıştır. Açık Öğretim Lisesi böylelikle 3 Nisan 1998 tarihinden itibaren Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü bünyesinde eğitim etkinliklerini sürdürmektedir.
Açık Öğretim Lisesi program içeriği bakımından örgün eğitimdeki genel liselerin program içerikleriyle aynı olmasına karşın, yapısı ve işleyişi bakımından diğer örgün eğitim kurumlarından farklı, kendine özgü ve merkezi nitelikli bir modeldir. Halen yönetmelik gereği ders geçme ve kredi Sistemine göre mezun vermekte olan Açık Öğretim Lisesinde uzaktan öğretimin temel süreçlerinden yararlanılmaktadır.
2006 yılında tüm okulların 4 yıla çıkarılmasıyla birlikte Açık Öğretim Lisesi de 4 yıla çıkarılmış ve Yönetmeliği de bu çerçevede yeniden düzenlenerek sistem değiştirilmiştir.
Bu tarihten itibaren gelişen teknolojiye paralel olarak Açık Öğretim Lisesi kayıt ve kayıt yenileme işlemleri artık internet üzerinden yapılmaktadır. Açık Öğretim Lisesinde yüz yüze öğretim uygulaması yoktur. Açık Öğretim Lisesinde okutulan ortak ve seçmeli dersler Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca örgün öğretime paralel olarak belirlenmiştir. Eğitim TV ve Radyo ile yapılmakta basılı materyallerle desteklenmektedir. Basılı materyaller 81 ilde dağıtım noktası olarak belirlenmiş toplam 548 adet Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne kargo yolu ile gönderildiği gibi e-kitap olarak internet üzerinden de yayınlanmaktadır.
Açık Öğretim Lisesine 1992 yılından 2004-2005 eğitim öğretim yılları arasında kayıt yaptıran öğrenciler en erken 2,5 yıl (5 dönem) sonunda mezun olabilirler.
Açık Öğretim Lisesine 2005-2006 eğitim öğretim yılından sonra Ortaokul/İlköğretim Okulu mezunu olarak kayıt yaptıran öğrenciler en erken 4 yıl (8 dönem) sonunda mezun olabilirler.
Açık Öğretim Lisesinde bir öğretim yılı iki dönemden oluşur. Öğrenciler çalışma takviminde belirtilen zamanlarda her dönem (yılda 2 kez) internet üzerinden kayıt yenilemek zorundadır. Bir dönem kayıt yenilemeyen öğrencilerin kaydı DONUK, iki dönem üst üste kayıt yenilemeyen öğrencilerin kaydı SİLİK duruma düşer. SİLİK durumdaki öğrencilerin daha önceki kredileri saklı tutulur ve tekrar kayıt yaptırarak kaldıkları yerden devam edebilirler.
UZAKTAN EĞİTİMİN TARİHÇESİ
Başlangıcı yazının icadına kadar uzanan Açıköğretim için kullanılabilecek en uygun terim uzaktan eğitimdir. Mektupla öğretim şeklinde başlayan uzaktan eğitimin tarihi incelendiğinde 1940 yılından beri bir çok ülkenin bu uygulamadan yararlandığı görülebilmektedir. Özellikle İngiltere’de başlatılan Açık Üniversite (Open University) bu uygulamanın önemli örneklerindendir. Bu uygulamayı başta 1856 yılında Almanya dil eğitiminde olmak üzere, 1898 yılında İsveç lise düzeyinde, 1910 yılında Avustralya üniversite düzeyinde, 1972 yılında ispanya üniversite düzeyinde, 1972 yılında da Yeni Zelanda mektupla öğretim şeklinde başlatmış ve bunları pek çok ülke takip etmiştir.
Çağdaş öğretim yöntemlerinin, öğretme-öğrenme süreçlerine getirdiği olumlu katkılara karşın bugün eğitim ile ilgili uygulamaların büyük ölçüde geleneksel öğretim yöntemleriyle yürütüldüğü görülmekte. Ancak sorunlar çözülememektedir. Bu nedenle yöneticiler eğitim sorunlarının geleneksel yöntemlerle çözülemediğini görüp çeşitli arayışlara girmiş ve bireylerin ilgi ve isteklerini dikkate alarak geniş kitlelere eğitim-öğretim sunma çalışmalarını başlatmışlardır. Bu gereksinim başlıca iki kavram veya inanıştan kaynaklanmaktadır. Bunlardan birincisi, fırsat eşitliği kavramı ya da toplumdaki tüm bireylerin, eğitim yaşantı ve olanaklarından yararlanmaya hakkı olduğu inancı; diğeri ise, eğitimin bir dizi bireysel ve toplumsal amaçların gerçekleşmesine katkıda bulunabilecek başlıca etmenlerden biri olduğu hakkında beslenen inançtır. Bugün bile eğitimde fırsat ve olanak eşitsizliklerinin giderilememiş olması nedeniyle kalite ve standart düşüklüğü sorunlarıyla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle eğitimde verim ve etkililiği arttırmak, bireylerin değişen eğitim ihtiyaçlarına cevap vermek, eğitim teknolojisinin kitle eğitim boyutunu oluşturan uzaktan eğitimin gelişmesine yol açmıştır. Uzaktan eğitim sayesinde herkese yaşam boyu eğitim imkanı sağlanmıştır. Gelişen iletişim olanaklarından yararlanarak zaman, emek, mekan vb. diğer kısıtlamaları ortadan kaldıran uzaktan eğitim yeni bir düşünce değildir. Uzaktan eğitim posta servisleri aracılığı ile mektupla öğretim şeklinde başlamış radyo ve televizyonla maksimum yarar sağlayarak bugünlere gelmiştir.
En geniş anlamıyla öğretmen ve öğrencinin, fiziksel olarak ayrı bulunduğu sistem olan uzaktan eğitim; “Geleneksel eğitim uygulamalarının öğretim yaşı, zamanı, yeri, yöntemi, amaçları vb. sınırlamalarına bağlı kalmadan; özel olarak hazırlanmış yazılı gereçler, kitle iletişim programları ve kısa süreli yüz yüze öğretimin bir sistem bütünlüğü içinde kullanılması ile yürütülen etkinlikler” olarak tanımlanabilir. Böylece öğrenciler diledikleri zamanda diledikleri yerde eğitim etkinliklerinden yararlanabilecektir.
Uzaktan eğitim yönteminin üç boyutu vardır.
1.Basılı materyallerle öğretim
2.Yayın yoluyla öğretim
3.Yüz yüze öğretim Bu üç boyut içinde kullanılan öğretim materyalleri ve ortam ise:
• Basılı materyaller
• Radyo ve ses kasetleri
• Telefon ve faks
• Audi konferans
• Video konferans
• Bilgisayar
• İnternet ve internet konferansı olarak sıralanabilir.
İlişim ve iletişim teknolojisindeki gelişmeye paralel olarak uzaktan eğitimde kullanılan ortam ile materyaller gelişmekte ve çeşitlenmektedir.
Türkiye de uzaktan eğitim alanındaki uygulamalar ise üç yönlü bir görünüm arz etmektedir. Bunlardan ilki konunun tartışma gündemine alınmasıdır. Uzaktan Eğitim 1927 yılında eğitim sorunlarının görüşüldüğü bir toplantıda ele alınmış fakat sadece fikir bazında kalmış ve uygulamaya geçirilememiştir. Konu ile ilgili tartışmalar 1950 li yıllara kadar devam etmiştir.
İkinci aşamadaki girişimler 1958-1974 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik öğretim müsteşarlığı tarafından yapılan çalışmalar ile bazı özel kurum ve kişilerin yabancı dil ve meslek öğretimi alanlarında bu yöntemi kullanmalarıdır. Türkiye de ilk uzaktan eğitim uygulaması 1956 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsünde başlatılmıştır. Bankada çalışanların hizmet içinde yetiştirilmesini amaçlayan bu çalışmada banka çalışanları mektupla öğrenim görmüşlerdir. 1958 yılında ise Türk Eğitim Sisteminde uzaktan eğitim uygulamasında ilk önemli adımın atıldığı görülmüştür. Bu önemli adım Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Mektupla Öğretim Merkezi kurup dışardan okul bitirmek isteyenlere hazırlık kurslarının mektupla verilmeye başlamasıdır. 1974 yılında Mektupla Öğretim Merkezi, Mektupla Öğretim Okuluna dönüştürülmüştür.
Üçüncü aşamada ise Uzaktan öğretimin yüksek öğretim kademesine girmesidir. İlk girişim ise 1974 yılında Mektupla Yüksek Öğretim Merkezinin kurulmasıdır. Bu merkez 1983 yılında Mesleki ve Teknik Açık Öğretim Okulu adını almıştır. Uzaktan Öğretimin yüksek öğretim kademesindeki bu girişimlerinin yerini 15 ay sonra (YAYKUR) Yaygın Yüksek Öğretim Kurumu almıştır. Bu kurum çeşitli nedenlerle başarısız olmuş ve 1981 yılında yürürlüğe giren 2547 sayılı Yüksek öğretim yasası nedeniyle ve aynı yasa ile Anadolu Üniversitesi bünyesinde Açık Öğretim Fakültesi kurulmuştur.
1992 yılının sonlarından itibaren ise var olan koşulların da zorlamasıyla uzaktan öğretim sistemi ortaöğretime girmiştir. 1992-1993 öğretim yılından itibaren lise düzeyinde uzaktan eğitim yöntemiyle hizmet veren Açık öğretim Lisesi kurulmuştur.
Borsa Temel Kavramlar -D-E
30 Mar
Dealer
Brokerin tersine kendi hesabına alıp satan borsa üyesine denir. Günümüzde borsa üyesi banka ve aracı kurumların müşteriyle iletişimde olup al-sat emirlerini alan ve borsa binasında işlem yapan kendi brokerine ileten görevli kişiler için de dealer terimi kullanılmaktadır.
Deflasyon
Bir ekonomide toplam arzın, toplam talebi aşması durumudur.
Defter Değeri
Bir şirketin özvarlıklarının muhasebe kayıtlarına (deftere) geçirildiği, değer cinsinden hesaplanmış tutarıdır. Bu yöntem daha çok hisse senedi değerlemesi için kullanılır.
Destek Seviyesi
Dolayısıyla fiyatların düşerken yoğun alımlar ile karşılaştığı ve daha aşağıya düşmekte zorlandığı seviyedir.
Devlet tahvili
Devletin uzun vadeli borçlanma senedidir. Vadesi 1(bir) yıldan uzundur.
Direnç noktası
Bir teknik analiz terimidir. Fiyatların belli bir seviyeye yükselmesi halinde durumunda bu fiyattan yoğun satıcı gelmesi nedeniyle fiyatın daha da yükselmesinin zorlaşacağı noktadır.
Döviz
Teknik olarak dolar, mark gibi yabancı para cinsleri üzerinden açılmış banka hesaplarına verilen addır. Bu para cinslerine ait banknotlara ise “efektif” denir. Halk arasında yanlış kullanım sonucu her ikisine de döviz denir.
Döviz kuru
Bir ülkenin ulusal parasının yabancı ülkelerin parası cinsinden değeridir.
Döviz tevdiat hesabı
Yurtiçi ve yurtdışında yerleşik kişilerin, ticari bankalarda açmış oldukları yabancı para cinsinden mevduata verilen isimdir.
Dünya Bankası
Dünya Bankası yada Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’nın temel amacı, üye ülkelerin gelişmesine yardımcı olacak mali kaynakları sağlamaktır.
Düşen üçgen formasyonu
Teknik analzide kullanılır. Fiyatların düşerken aynı seviyede destek oluşturmasına karşılık, çıkarken daha düşük seviyede tepe yapmasıyla oluşan şekildir. Fiyatların belirgin bir değer kaybetmeden önce oluşturduğu formasyondur. Formasyonun düşüş hedefi, formasyonun destek seviyesi ile en yüksek direnç seviyesi arasındaki farkın destek seviyesinden çıkarılmasıyla bulunur.
Düşen takoz formasyonu
Teknik analizde kullanılır. Büyük çıkışlardan önce oluşur. Yukarı doğru açısı olan bir üçgen görünümündedir. Takozun uçlarına doğru düşüşün şiddetinde azalma olur. Hacim azalması çok belirgin hale gelir. Takozun düşen direnç çizgisi kırıldığında, çıkış takozun boyunun üçte ikisi kadar olur.
Efektif
Merkez Bankası’nca alım ve satımı yapılan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülkelere ait kağıt paradır.
Elliott dalga analizi
Teknik analizde kullanılan bir yöntemdir. Senetlerin fiyat çıkış dalgaları ile düşen fiyat dalgalarını kendi içinde gruplara ayırarak inceler. Oldukça detaylı bir yöntemdir.
Emirlerde geçerlilik süresi
Borsa emirlerinin geçerlilik süresi bir tam gün (2 seans) olarak belirlenmiştir.
Emir İptali
Üye temsilcisi, aldığı emri bilgisayar sistemine ilettikten sonra vazgeçip iptal etmek isteyebilir. Ancak emir gerçekleşmişse veya o emirden sonra bir alt satıra başka bir emir yazılmışsa iptal işlemini yapamaz. Başka bir emir yazılmamış ise son emir iptal edilebilir. Son satırda işlemin bir kısmı gerçekleşmiş bir kısmı gerçekleşmemiş ise geriye kalan miktar iptal edilebilir.
Emir İyileştirme
Borsa salonunda bilgisayar sistemine girilen emirler değiştirilemez ancak “iyileştirilebilir”. Yani bir satış emri yerine aynı miktarda daha düşük fiyatlı satış emri girilecekse (alış emrinde tam tersi) yeni fiyatlı emirle değiştirilir.
Emisyon
Merkez Bankalarınca piyasaya banknot sunulmasıdır.
En İyi Fiyatlı Emir
Bir menkulun piyasadaki en düşük alış, en yüksek satış fiyatına denir.Bir emir türü olarak brokera o an piyasada mümkün olan en düşük fiyattan almasını veya en yüksek fiyattan satmasını söylemek demektir.
Endeksli Tahvil
Değişken faizli tahviller faizi enflasyona karşı korur ama ana parayı koruyamaz. Bunun için ana paranın altın ya da dövize endekslendiği tahviller çıkarılmıştır. Bu tahvillerin vade başı ile vade sonu arasında endekslendiği aracın değeri ne kadar artmışsa ana paraya eklenir.
Enflasyon
Toplam talebin toplam arzı aşmasıdır.
Enflasyon Riski
Uzun vadede enflasyon oranının artması sonucu reel getirinin azalması hatta negatif olması riskidir. Uzun vadeli yatırım araçlarında bu risk fazladır. Bu yüzden enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde kısa vadeli yatırım araçlarına yönelinir.
Evalüasyon
Bankaların kayıtlarında sabit kur üzerinden geçirilen dövizlerin her ay sonunda geçerli cari kura göre düzenlenmesine denir.